David L.Phillips; "Turkey's Dark Future" etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
David L.Phillips; "Turkey's Dark Future" etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2015 Cumartesi

TÜRKİYE’NİN KARANLIK GELECEĞİ





Fırtına bulutları toplanıyor. Türkiye’nin karanlık bir geleceği var. Bunun sorumluluğunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taşıyor. İzlediği politikalar Türkiye’yi daha güvensiz, daha istikrarsız ve mali olarak daha güçsüz hale getirdi. Erdoğan, Türkiye’nin çukurunu kazıyor. Hendekten çekip  çıkarmak yerine, iftiralar atarak, Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili başkalarını suçlayarak kazmaya devam ediyor.

24 Temmuz’da ABD ve Türkiye, Türkiye’deki İncirlik Hava Üssü’nün koalisyon güçleri tarafından Irak ve Suriye’deki IŞİD hedeflerine karşı yapılacak hava saldırılarında kullanılmasına izin veren anlaşmayı açıkladılar. Erdoğan anlaşmayı, Irak Kürdistan’ında Kandil Dağlarındaki PKK kamplarını bombalamak için kullandı.

Batı’ya göre, terörle mücadele IŞİD’e karşı savaşmak anlamına geliyor. Erdoğan’a göre ise, Kürtleri öldürmek anlamına geliyor. Erdoğan, koalisyonla işbirliği yapıyor görünerek kendi gerçek niyetini örtbas edemez. Son NATO toplantısında, birçok ülke Kürtleri hedef almanın IŞİD’i güçlendirebileceği endişesinin dile getirdi.

Erdoğan hava saldırılarını, 2 polisin PKK tarafından öldürülmesiyle gerekçelendiriyor. PKK ise, öldürülen polislerin 32 kişinin ölümüyle sonuçlanan Suruç’taki Gençlik Merkezi’nin bombalanması olayına olanak vererek IŞİD’le işbirliği yaptıklarını iddia ediyor. Türkiye, İslam Devleti (IŞİD)’nin cankurtaran halatı oldu. Cihatçı geçiş yolu, Türkiye üzerinden Suriye’ye uzanıyor. Türkiye, IŞİD savaşçılarına lojistik, parasal destek, silah ve tıbbi bakım sağlıyor.

Erdoğan, Suruç sonrası oltayı yemledi ve PKK bunu yuttu. Şimdi şiddet hızla kontrol dışına çıkıyor.

Erdoğan, bombalama harekatının süresiz olarak devam edeceğini söylüyor. Umursamaksızın, Türkiye’yi sürekli bir savaşın içine sürüklüyor. Richard Holbrooke, Miloseviç için, “Bir sorunu, daha büyük bir sorun yaratarak çözmeye çalıştı” demişti. Erdoğan da aynı şeyi yapıyor.  

Gerginliğin artması Erdoğan’ın meşruiyetinin azalmasıyla aynı zamana denk geldi. Topal ördek bir partinin sözde başkanı olarak savaşı sürdürüyor. Onun “Adalet ve Kalkınma Partisi”, 7 Haziran seçimlerinde parlamento’daki çoğunluğunu ve manevi otoritesini kaybetti.

PKK’yı kışkırtmak, bir kriz yaratmak amaçlı yüzsüzce bir manevraydı. Erdoğan, milliyetçilere yaltaklanıyor, PKK’yı şeytanlaştırıyor ve Türkiye’de sayıları 20 milyonu bulan Kürtleri tecrit ediyor. 30 Temmuz’da, Türk Hükümeti 350’nin üzerinde Kürt aktivisti gözaltına aldı.

Erdoğan, yeni seçimler için olta atmış görünüyor. Oyların % 13.1’ini alan ve ilk kez parlamento’da sandalye elde edecek olan “Halkın Demokrasi Partisi (HDP)”ni gözden düşürmeye çalışmaktadır. Erdoğan, AKP’nin anayasayı değiştirmesini ve  imparatorluk başkanlığına dayanan bir yönetim kurmasını sağlayacak yeterli desteği almasına engel olduğu için HDP’ye öfkeli.  Misilleme olarak, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmakla tehdit ediyor. Hatta, PKK’yı desteklediğinden dolayı HDP’nin kapatılması gerektiğini bile ima etti.

PKK’ya yapılan saldırılar barış sürecini önemli ölçüde baltaladı. 2 yıl önce, PKK tek taraflı bir ateşkes başlattı ve daha geniş çaplı kültürel ve siyasi haklar karşılığında silahlı mücadeleyi bitirmek amacıyla görüşmeler yapmak için çaba sarfetti. Türkiye’deki toplumsal bölünme, bugün, geçmişteki herhangi bir zamandan daha kötü durumda. Yeni bir iç savaş riski, görünenden daha fazla.

Savaş kışkırtıcılığının bir de ekonomik maliyeti var. Aşırı ısınmış Türkiye ekonomisi yüksek oranda baskı altındadır. Yolsuzluk, Erdoğan’ın yakın çevresinde yayılmış durumda. Erdoğan, yeni seçilmiş parlamento’nun AKP ve onun liderliğini hedefleyerek, yolsuzluk ve kötü yönetim dosyalarını açabilmesinden korkmaktadır.

Erdoğan bir hokkabaz gibi içeride ve dışarıda düşman yaratarak, seçmenleri yönlendirmek amacıyla korkuyu kullanmaktadır. Dindar Gülen Hareketi’ni, paralel bir yönetim oluşturmak ve hükümetini devirmek amacıyla komplo kurmakla itham ediyor. Gülen ile bağlantısı olan yüzlerce yönetici, yargı ve emniyet mensubunu tutukladı.

Erdoğan, Türklerin ülkenin sorunları için başkalarını suçlamalarını istiyor. Bununla birlikte, Türkler Erdoğan’ı Türkiye’yi kötü yönetmekten, güvenliklerini tehlikeye atmaktan, dostlarının ve ailesinin suç teşkil eden vurgunculuklarına göz yummaktan sorumlu tutmaya başladıklarında bir devrilme noktası olacaktır.


Türkler azimli ve konuksever insanlardır. Yüce gönüllü bir halktır. Erdoğan, inatçı bir şekilde güç peşinde koşarak onların güvenini kötüye kullandı. Türkiye karanlık bir geleceğe sahip.

Kolombiya Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma Enstitüsü Barışın İnşası ve Haklar Programı Direktörü
30.07.2015

Makalenin Aslı İçin Bkz.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

TURKEY'S DARK FUTURE






Director of the Program on Peace-building and Rights, Columbia University’s Institute for the Study of Human Rights

Posted: 07/30/2015 4:09 pm EDT Updated: 07/30/2015 4:59 pm EDT

Storm clouds are gathering. Turkey has a dark future. President Recep Tayyip Erdogan bears responsibility. His policies have made Turkey less secure, stable, and solvent. Erdogan is digging a hole for Turkey. Instead of getting out of the ditch, he keeps digging, casting aspersions and blaming others for Turkey's problems.
On July 24, the US and Turkey announced an agreement allowing use of Turkey's Incirlik Air Base by the coalition for air strikes against ISIS in Iraq and Syria. Erdogan seized on the deal to bomb PKK outposts in the Qandil Mountains of Iraqi Kurdistan.
To the West, counter-terrorism means fighting ISIS. To Erdogan it means killing Kurds. Erdogan cannot whitewash his true intentions by feigning cooperation with the coalition. At the recent NATO meeting, several countries expressed concern that targeting Kurds would strengthen ISIS.
Erdogan justifies air strikes, citing the killing of 2 policemen by the PKK. The PKK claims that the police officers were collaborating with ISIS, allowing the bombing of a Youth Center in Suruc earlier in the week that killed 32 people. Turkey has been the Islamic State's lifeline. The jihadi highway runs through Turkey to Syria. Turks provide logistics, funds, weapons, and medical care to Islamic State fighters.
Erdogan set the bait after Suruc; the PKK took it. Now violence is spiraling out of control.
Erdogan says the bombing campaign will go on indefinitely. He is recklessly leading Turkey into a state of perpetual war. Richard Holbrooke said of Milosevic, "He tried to solve a problem by creating a bigger one." Erdogan is doing the same thing.
Escalation comes at a time of waning legitimacy for Erdogan. He is waging war as the figurehead of a lame duck party. His Justice and Development Party (AKP) lost its parliamentary majority and moral authority during national elections on June 7.
Provoking the PKK is a brazen ploy to create a crisis. Erdogan is pandering to nationalists, demonizing the PKK, and marginalizing Kurds in Turkey who number 20 million. On July 30, the Turkish government has arrested over 350 Kurdish community activists.
It seems that Erdogan is angling for new elections. He is trying to discredit the People's Democratic Party (HDP), a pro-Kurdish party which received 13.1% of the votes and will be seated in parliament for the first time. Erdogan is furious with the HDP for its strong showing, which denied the AKP enough support to change the constitution and establish an executive imperial presidency. In retaliation, Erdogan is threatening to lift the parliamentary immunity of HDP legislators. He's even intimated at closing the HDP for supporting the PKK.
Attacking the PKK effectively undermined the peace process. Two years ago, the PKK initiated a unilateral ceasefire and sought talks to end its armed struggle for greater cultural and political rights. Social divisions in Turkey are worse today than any time in recent memory. The risk of renewed civil war looms large.
War-mongering also has an economic cost. Turkey's over-heated economy is highly leveraged. Corruption is rampant in Erdogan's inner circle. Erdogan fears that the newly-elected parliament could open corruption and mismanagement dossiers, targeting the AKP and its leadership.
Erdogan conjures enemies at home and abroad, using fear to manipulate the electorate. He accuses the pious Gulen Movement of plotting to establish a parallel administration and overthrow his government. He has arrested hundreds of administrators, judges, and law enforcement officials with ties to Gulen.
Erdogan wants Turks to blame others for the country's problems. However, there will be a tipping point when they blame Erdogan for mismanaging Turkey's affairs, endangering its security, and turning a blind eye to criminal profiteering by his friends and family.
Turks are hardworking and hospitable. They are a noble people. Erdogan has abused their trust in a perverse pursuit of power. Turkey has a dark future.

David L. Phillips is Director of the Program on Peace-building and Rights at Columbia University's Institute for the Study of Human Rights. He served as a senior adviser and foreign affairs expert to the U.S. State Department. His recent book is The Kurdish Spring: A New Map for the Middle East.