Haber;'Kuzey Irak'ta Referanduma Doğru' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haber;'Kuzey Irak'ta Referanduma Doğru' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2017 Pazar

KUZEY IRAK'TA REFERANDUMA DOĞRU..Barzanistan Uçurumun Kenarında



Sayısız Kürtçü örgütler, uzun yıllardır ortak iradeden ve Kürtlerin birliğinden söz eder durur. Bazılarına göre 5 parçada, bazılarına göre ise dört parçada yaşayan Kürtlerin, tek bir devlet çatısı (Kürdistan) altında bağımsızlığını kazanması için mücadele edilmesi gerektiğini söyler dururlar.

Şu, Barzanicilerin referandumunda bile, Kuzey Irak’ta her kafadan başka bir sesin çıkması; Kürtleri yaşadıkları ülkeden koparmanın pek de öyle kolay olmadığını göstermeye yeter ve artar bile!

Referandum kararı bir kez daha şunu açık seçik göstermiştir; Kürtler bugüne kadar yaşadıkları ülkelerde barış içinde bir arada yaşamayı tercih etmişlerdir. Yani, kaderlerini Fars, Arap ve Türklerle beraber yaşama yönünde tayin etmişlerdir.

Kuzey Irak’ta ABD/İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek girişimlerde bulunmak, Kürtlere dayanılması zor acılar yaşatacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok!

Bırakalım tüm Kürtleri, Irak’ın Kuzeyinde yaşayan Kürtleri temsil ettiğini söyleyen örgüt ve partiler arasında bile referandum konusunda birlik sağlanamıyorsa Kürdistan’ı nasıl kuracaklar? ABD/İsrail’in desteğiyle kurulacağını zannedenler bir kez daha yanılacaklardır ama ağır faturayla da karşı karşıya bırakılacaklardır.

BARZANİSTAN’IN DESTEKÇİLERİ

Amerikancı Barzanistan’ı esas olarak, aşiret liderleri, soyguncular tayfası, ekonomik durumu ve nüfuzu güçlü Barzani'ye yakın aileler ve KDP ile diğer bazı parti baronları tarafından savunulduğunu görüyoruz. Barzan aşiretinin lideri Mesut Barzani’nin, zayıflayan konumunu ve Kürtler arasında tecride doğru giden durumunu kurtarmak için de böylesi bir hamleye ihtiyacı vardı. ABD/İsrail’in cesaretlendirmesiyle bu çılgınlığa başvuran Barzanistancıları büyük hezimet bekliyor.

Referanduma gidilse ya da gidilmese de Barzanilerin işi zor. Referandum’un iptal edilmesi veya ertelenmesi halindeyse Mesut Barzani ve ekibini Bölgesel Yönetime bir daha dönmemek üzere elveda demeleri geliyor ve bu Barzani’nin rüyalarını kaçırıyor. Önümüzde ki süreçte Irak’ın Kuzeyi’nde gerçekleşecek bir seçimde, Barzani’nin ağır yenilgi alması mümkündür.

Referandum’a üç gün kala Barzaniciler neredeyse yalnız kaldılar. Kendilerine destek verebilecek örgüt ve partilerin sayısı yok denecek kadar az. ABD/İsrail ve Ermenistan’ın dışında Barzanistan’ı destekleyen anlamlı bir güç yoktur. Gerçi, Ermenistan Meclisi’nde bulunan Kürt asıllı Hasanov yaptığı açıklamada, “Türkiye Öcalan’ın ideolojisinden korkuyor, Kürdistan Öcalan ile özgürleşecek” diyerek safını belirliyor ama Barzani Ermeni Hükümeti’nden umudunu kesmiş değil.

Bu da gösteriyor ki; İran-Irak-Suriye ve Türkiye’yi bölmek isteyen ABD/İsrail ile kolkola yürüyenler kendi içlerinde bile birliği sağlayamazlar. Barzanistan Kürtlerin değil ABD/İsrail’in yurdudur ve Kürde düşmandır.

BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN HAYALİ BİR KEZ DAHA SÖNÜYOR

Dört parçadaki bölücü örgütler, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını; ABD emperyalizmine dayanarak kukla devletler kurmak olarak bellediler. Ama Kürtçü yapılanmalar dört parçada yaşayan Kürtlerin ezici çoğunluğunun kaderlerini, o ülkelerde yaşayanlarla birlikte tayin ettiklerini kabul etmek istemiyorlar. Emperyalizmin dayatmalarıyla kurulacak devletimsi oluşumlar, yeni tipte sömürge devletçikler olmaktan öteye bir anlamı olmayacaktır. Hele hele Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi devletlerin arasında uzun zaman devletimsi oluşumlarla idare etmek imkânsızdır. Barzanistancılar gibi dört tarafa düşman adına ve düşman için kılıç sallayanlar nihayetinde kendi sonlarını hazırlarlar.

Sözde Kürdistan için referandum yapılmaya çalışılıyor ama Kürtlerin ezici çoğunluğu bunun yanında değil, karşısında. Barzani ise son ana kadar oyununu oynayacak ve Irak merkezi hükümetinden en büyük tavizi koparmaya çalışacak.

Amerikancı PKK’nın yönlendirdiği KNK’nın (Kürdistan Ulusal Kongresi) Yürütme Konseyi Üyesi Dr. Kamuran Berwari’nin, “Güney’in bağımsızlık talebi Büyük Kürdistan’ın önündeki en büyük engel olacak” sözleriyle referanduma karşı çıkıyor. Berwari sözlerine, “Bu karar siyasi intiharın kararıdır” diyerek devam ediyor.

Tevgera Azadi ise boykot kararı aldıklarını ve bunun için mücadele edeceklerini açıkladı. Goran, Yekiti ve diğer irili ufaklı örgütler referanduma karşı olduklarını sürekli dillendirdiler ve tavırlarında herhangi bir değişiklik yok. KYB ve hatta KDP içinden bile referanduma karşı olanlar var. Bu nesnel durum içinde referanduma gidilmesinin ve gerçekleşmesinin zor olduğunu söyleyebiliriz. Son dakika hamlesine hazırlıklı olunmalıdır.

Eğer siz beraber yaşadığınız ülkede ABD/İsrail’in devlet çıkarlarına göre silahlı mücadeleye girişirseniz, o devletlerin bölgemizde ki akıbetini paylaşmak zorunda kalırsınız. İkinci İsrail’e bölge devletlerinin izin vermeyeceğini bile bile intihara girişmek akılcı olmasa gerek.

KORSAN BAŞKAN BARZANİ

Mesut Barzani’nin görev süresi 2015 yılında bittiği halde hanedanlığını koruyor. Kuzey Irak’ta ki Bölgesel Yönetim’de hiçbir meşruiyeti kalmadığı halde peşmergelere ve ele geçirdiği yönetimin gücüne dayanarak zoraki başta duruyor. Referandum kararını tek başına alması bile durumu açıklamaya yeter.

Karapara başta olmak üzere para musluklarını, silah girdilerini, uluslararası ilişkileri elinde tutan Barzaniciler Erbil’de ki Hükümet Binası’nı işgal etmişlerdir. Diğer partilerin serbestçe hareket etmelerini engellemiş ve adeta yıldırma politikası izlemekteler.

REFERANDUMUN YAPILMASI ZOR

Görüldüğü kadarıyla Barzani referandumu hayata geçmeyecek gibi. Nesnel şartlar Barzanilerin aleyhine. İçte ve dışta büyük zorluklarla karşı karşıya kalan Barzani’nin bir deliliğe kalkışması intihar etmesi anlamına gelir.

Türkiye’nin Barzanistan’a yönelik fiili girişimlerinin ve diğer komşu devletlerinde aynı tavır içinde olması ikinci İsrail’in önünü kesiyor. Referandumun her halükarda engellenmesi gerekiyor.

MURAT İNCE
aydinlik.com.tr/23.09.2017

KUZEY IRAK'TA REFERANDUMA DOĞRU...Irak Parçalanırsa Türkiye'nin Musul'a Müdahale Hakkı Doğar



Irak'ın kuzeyinde yer alan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin bağımsızlık için referandum kararı alması, bölgedeki ülkelerin en önemli gündem konusu oldu. Bir yandan referandumun ertelenmesini ya da iptal edilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalar yapılırken, Türkiye, Irak sınırında askeri tatbikat yaparak askeri müdahale seçeneğinde masada olduğunu göstermiş oldu.
'ASKERİ TATBİKAT 'AYAĞINIZI DENK ALIN' MESAJI'
Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Irak sınırındaki tatbikatın, "Ayağınızı denk alın" mesajı içerdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Türkiye, tezkereyi TBMM'ye olağanüstü göndererek, tatbikat yaparak, askeri müdahale seçeneğini ön planda göstermiyor. Türkiye'nin bu adımı, diplomasisini ve yürüttüğü siyaseti silahlı kuvvetleriyle desteklemektir. 'Diplomatik ve siyasi tedbirlerin yanında, askeri tedbirleri de alırım, ayağınızı denk alın' mesajı veriliyor."
Barzani yönetiminin referandumu gündeme getirerek istediğini elde ettiğine de değinen Pekin, "Barzani, referandum konusunu gündeme getirerek istediğini elde etti. Kendi liderliğiyle ilgili sorunlar da vardı. Onu da çözmüş oldu. Petrol konusunda, Peşmerge'nin daha fazla görev alması konusunda, Kerkük gibi tartışmalı bölgelerin kendisine bağlanması konusunda teminatlar alarak referandumdan vazgeçebilir" dedi.
'IRAK PARÇALANIRSA TÜRKİYE'NİN MUSUL'A MÜDAHALE HAKKI DOĞAR'
1926 yılında İngiltere ile Türkiye arasında yapılan anlaşmada Irak'ın toprak bütünlüğünün garanti altına alındığına dikkat çeken Pekin, Irak'ın parçalanması halinde Türkiye'nin Musul ve benzeri yerlere müdahale hakkı doğduğunu da sözlerine ekledi.
Pekin, Irak'ın parçalanmasının ne anlama geldiğini ise şu sözlerle açıkladı:
"Irak'ın parçalanması demek, Suriye'nin, Türkiye'nin etnik kimliklere bölünmesi demek. Burada amaç, bütün ulus devletleri parçalamak. Güçlü bir Türkiye, güçlü bir Suriye istenmiyor."
'MOSSAD BAŞKANI 2009'DA BANA 'BARZANİ'Yİ TANIYIN' DEDİ'
Emekli Korgeneral Pekin, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı görevini yürütürken, İsrail'in istihbarat teşkilatı MOSSAD'ın başkanıyla yaptığı görüşmedeki Barzani ayrıntısını da aktardı. Pekin, şunları söyledi:
"Kerkük, Musul'un etrafındaki bazı bölgeleri alarak, o bölgelerdeki petrole, doğalgaza konmak istiyor. 2009'da MOSSAD Başkanı'yla görüştüğümde bana ısrarla Barzani'yi tanımamız gerektiğini, tanırsak o bölgedeki petrolün ve doğalgazın Türkiye'den geçeceğini, Türkiye'nin de para kazanacağını söylemişti.
"MOSSAD Başkanı'nın o dönemki tavsiyesini Türkiye uygulamış oldu. KYB ve Gorani İran'a, Barzani'nin partisi KDP Türkiye'ye yakındı. Türkiye, o bölgedeki İran hegemonyasını kırmak için Barzani'yle birlikte oldu. Hem orada yatırım yaptı, hem de oranın petrolünü aldı. Türkiye, en başından bu yana Barzani'nin bağımsızlık istediğini biliyordu."
'ÇATIŞMALARA YOL AÇAR'
Bağımsız bir Kürt devletinin bölgede sürekli çatışmalara yol açacağını ileri süren Pekin, "Bir taraftan Bağdat İran'ın kontrolünde. İran, Irak ve Suriye üzerinden Lübnan'daki Hizbullah'a kadar uzanıyor. İsrail, bağımsız Kürdistan'a yardım edecek. İran ile çatışma halinde olacak. Böylece bölgede devamlı çatışılacak. Türkiye de dahil, bölge ülkeleri çatışmaya dahil olacak" diye konuştu.
'TÜRKİYE ÇOK GEÇ KALDI'
Türkiye'nin bağımsız Kürt devletini engellemek için çok geç kaldığını da ifade eden Pekin, ABD'nin 1991 yılında Irak'a müdahale ettiği Çekiç Güç harekatı sırasında önlemlerin alınması gerektiği söyledi.
'TÜRKİYE İLE İRAN ARASINDA ÇIBAN BAŞI'
Kürdistan'ın kurulmasının amacını İran ile Türkiye arasında bir çıban başı yaratmak olduğunu savunan Pekin, "Kürdistan'ın kurulmasının amacı, Türkiye ile İran'ın arasına bir Kürt devleti sokarak çıban başı yaratmak. O çıban başını kullanarak, hem Türkiye'deki hem de İran'daki Kürtleri harekete geçirerek, bu ülkeleri zayıflatarak manevra kabiliyeti kazanmayı amaçlıyorlar" diyerek sözlerini noktaladı.

22.09.2017/sputniknews

KUZEY IRAK'TA REFERANDUMA DOĞRU... Barzani: Referanduma gidiyoruz
















© REUTERS/ Reuters TV

Ortadoğu


Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani
Erbil'in Salahaddin kasabasında düzenlediği basın toplantısında 
son kararını açıklayarak, 

"Referanduma gidiyoruz" 

dedi.

Barzani, gazetecilere yaptığı açıklamada, 
"Sadece bağımsızlık yoluyla güvenliğimizi sağlayabiliriz" 
diye konuştu.

Barzani, referandum sonrası için bir yol haritası açıklayacağını belirterek, 
"İlk adım Kürdistan halkının kendi kaderini tayin edeceği referandum olacak" dedi. 

Barzani, "İkinci adımda çok uzun bir süreç başlayacak" diye devam etti.


Barzani, "Bu referandum Kürdistan sınırlarını belirlemeyi amaçlamıyor, referandumdan sonra Bağdat'la uzun bir diyalog süreci başlayacak" dedi. Bu sürecin iki yıl kadar uzun sürebileceğini söyleyen Barzani, iki iyi komşu olmak istediklerini belirtti.

KOMŞULARA MESAJ: SINIRLAR DEĞİŞMEYECEK

Barzani, IKBY'nin komşularına da mesaj verdi. ‘Komşularla mükemmel ilişkilere' devam etmek istediklerini belirten Barzani, "Olumsuz algıları varsa da bunları düzeltmek isteriz. Son 25 yılda istikrar unsuru olduğumuzu kanıtladık. Buna devam edeceğiz" dedi. Barzani, "Sınırlara dair bütün uluslararası anlaşmalara bağlıyız" diye konuştu.

'BİZİ BU KARARA BAĞDAT ZORLADI'

Barzani, Irak'ın şu an ‘mezhepçi bir devlet' haline geldiğini ve demokratik olmadığını savundu.

IKBY Başkanı, "Bizi bu karara Bağdat zorladı" dedi. Barzani, "Bu ortaklık bitti" diye konuştu.

'UMARIZ TÜRKİYE SINIRI KAPATMAZ'

Barzani, "Umarız Türkiye sınırı kapatmaz çünkü iki taraf da bundan fayda sağlamaz" dedi.

Barzani, Iraklı Kürtlerin ‘karşılık bulamasalar bile İran ve Türkiye'yle iyi ilişkilerini sürdüreceğini' söyledi.

'REFERANDUMDAN GERİ DÖNÜŞ YOK'

Öte yandan Barzani, başkanlık konutunda Birleşmiş Milletler (BM) Irak Temsilcisi Jan Kubis'i kabul ettiği belirtilmişti.

Açıklamada, Barzani ve Kubis'in yarın yapılması planlanan referandumu ele aldıkları ifade edilmişti.

Açıklamaya göre, uluslararası toplum ve BM'nin referandumun iptal edilmesi çağrıları hakkında Barzani, Kubis'e, 'referandumun demokrasinin en sade hali olduğunu belirterek, halkın kararını verdiğini, bundan geri dönüş olmayacağını ve 25 Eylül'de referandumun sonuçlanacağını' söylemişti.

Barzani ayrıca 'Bağdat ile görüşmelere açık olduklarını, kapıların kapatılmadığını, sınır ve diğer meseleleri çatışmadan uzak barışçıl bir ortamda görüşebileceklerini' kaydetmişti.

sputniknews/24.09.2017

23 Eylül 2017 Cumartesi

KUZEY IRAK'TA REFERANDUMA DOĞRU: Halifelikten sonra Rojava

Bu harita IŞİD’in Irak ve Suriye’deki taarruzunun başlangıcından dokuz ay önce Robin Wright tarafından yayınlandı. Pentagon’un araştırmacısına göre bu harita, 2005 yılında genişletilmiş Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi için Ralf Peters tarafından yayınlanan haritanın yerine geçti.


2001 yılında Amiral Cebrowski tarafından belirlenen ve 2004 yılında yardımcısı Thomas Barnett tarafından tanıtımı yapılan ABD Büyük Stratejisine göre, İsrail, Ürdün ve Lübnan dışında genişletilmiş Ortadoğu’nun tamamı harap edilmelidir.

Sonuç olarak IŞİD karşısında eli kulağında olan zafer Pentagon’un niyetini değiştirmeyecektir.

Başkan Trump cihatçıların kullanılmasına karşı çıktı. Ülkesinin onlara verdiği mali ve askeri desteği durdurdu. Suudi Arabistan ve Pakistan’ı aynı şekilde davranmaya ikna etti. 

NATO’nun bu konudaki siyasetini değiştirdi. Öte yandan hiçbir şey, aynı şekilde Pentagon’un büyük stratejisine karşı çıkıp çıkmayacağını bilebilmemize imkan vermiyor. İçişleri alanında, Kongrenin tamamı kendisine karşı birleşti ve bir görevden alma prosedürünü engellemek için Demokrat Parti ile uzlaşmaktan başka hiçbir çaresi yok.

Donald Trump, yönetimini Obama yönetiminin eski üst düzey memurlarından, oportünist politikacılardan, çok sayıda doğaçlama yetkili ve çok çok nadir olarak da bazı güven duyduğu şahsiyetlerden oluşturdu.

Yeni politikasına hizmet etmesi beklenen IŞİD’le mücadele özel temsilcisi Brett McGurk, Başkan Obama’nın eski yardımcısıdır. 18 Ağustos’ta « IŞİD’e karşı mücadele etmek için » aşiret reisleriyle bir toplantı düzenledi. Oysa toplantıya ilişkin dağıttığı fotoğraflar bu buluşmaya birçok IŞİD liderinin katıldığını ortaya koyuyor.

Aynı doğrultuda, ABD Özel Kuvvetlerine ait helikopterler IŞİD’in iki Avrupalı liderini, Suriye Arap Ordusuna esir düşmelerini önlemek için 26 Ağustos’ta aileleriyle birlikte Deyrizor civarından kaçırdı. İki gün sonra, yine yirmiye yakın başka IŞİD subayını bir kez daha kaçırdılar.

Dolayısıyla her şey sanki Pentagon, başka gökler altında yeni operasyonlar için cihatçı düzeneğini geri çekiyormuş gibi gelişiyor. Eş zamanlı olarak, Suriye’ye karşı bu kez Kürt birliklerinden oluşmuş yeni bir orduyla, yeni bir oyun hazırlıyor.

Halifeliğe karşı savaş gibi bu savaş da bundan dört yıl önce New York Times’ta, US Institute of Peace’te (Pentagon için NED’in eşdeğeri) araştırmacı olan Robin Wright tarafından duyuruldu. Aynı şekilde, bugün Riyad ve Abu Dabi’nin aralarında paylaşacağı gibi Yemen’i iki ayrı devlete bölmeyi ve nihayet the last but not the least, Suudi Arabistan’ı parçalamayı da öngörüyordu.




Zaten « Rojava » projesi, 90’lı yılların sonundan ve füzelerin gelişmesinden beri, merdivenleri (Sina, Golan ve Güney Lübnan) kontrol etmeyi değil ama komşularını sırtından vurmayı hedefleyen (Güney Sudan’ın ve muhtemelen Büyük Kürdistan’ın kuruluşu) İsrail stratejisine uygundur.

« Rojava » için Avrupalı askerlerin devşirilmesi daha henüz yeni başlamış sayılır. Avrupa’da adli mahkumlar kadar kalabalık olduğu düşünüldüğünde, balık havuzu işlevi gören anarşist gruplar da, cihat için olduğu kadar çok sayıda savaşçıyı bir araya getirme kapasitesine sahiptir.

Gerçekten de cihatçı tezgahı, genele yayılan bir « haçlı » seferine dönüşmeden önce Fransız cezaevlerinde başlamıştır. Anarşist hareket içerisindeki adam devşirme operasyonunun sonradan genişlemesi muhtemeldir. Adam devşirme operasyonunu örgütleyen Washington, Londra, Paris ve Berlin bunu uzun süre içerisinde tasarladılar.

« Haçlı » sözcüğünü bilinçli olarak kullanıyorum çünkü Ortaçağ’daki bu savaşlar, aynı yakın zamanda yaşadığımız gibi, genişletilmiş Ortadoğu halklarına karşı Avrupalı emperyalistlerin operasyonlarıydı. İsa’nın mesajı ile Haçlılar arasında olduğu kadar, Peygamber ile cihatçılığın arasında da bir bağ olduğunu iddia etmek saçmadır. Her iki durumda da emri verenler « Batılılar »dır [1] ve bu anlaşmazlıklar sadece Batı emperyalizmine hizmet etmektedir. Birbirini izleyen haçlılar iki yüzyıla yayılırlar ve Levant bölgesindeki Hıristiyanların çoğunluğu işgalcilere karşı Müslüman hemşerileriyle aynı safta çarpışırlar.

Bir zamanlar, Fransız Dışişleri Bakanı Laurent Fabius kamuoyu önünde Devlet Başkanı Esad’ın « yeryüzünde yaşamayı hak etmediğini » ve cihatçıların « iyi iş gördüğünü » söylüyordu. Çok sayıda genç yaptığı çağrıya El Nusra Cephesi’ne (El Kaide), ardından da IŞİD’e katılarak yanıt verdi. Bugün eski Fransız Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Fransa’nın Irak Kürdistanı'nı ve Suriye üzerinden onu Akdeniz’e bağlayan koridoru içine alan bir devleti destekleyeceğini kamuoyu önünde açıkladı. Bazı Avrupalı gençler bu çağrıya daha önce yanıt verdiler, bunları çok sayıda başkası da izleyecektir.

Bugün Batı basını, 2011-12’de olduğu, kendi hükümetlerinin desteklediği Suriye karşıtı bu yeni orduyu savunmaktadır. Hiçbir zaman Marksizm-Leninizm’den Anarşizme geçen Abdullah Öcalan’ın gömlek değiştirmesini sorgulamayacaktır. Kürdistan’ın 1920’deki Sevr Konferansı sırasında tanındığını yineleyecek, ama onun sınırlarını belirleyen belgelere değinmeyecektir. Bugünkü Türkiye topraklarında yer almasına karşın, onun Irak ve Suriye’de meşru olduğuna inanacaktır. Sınırlarının aslında sadece Pentagon’un planlarına uygun olarak çizildiği gerçeğini görmezden gelecektir.

Irak Kürdistan bölgesinin ve IŞİD’in yardımıyla ilhak edilen toprakların bağımsızlığı için 25 Eylül’de düzenlenecek olan referandum, bu operasyonun başlangıcı olacaktır. 2014’te olduğu gibi eşzamanlı olarak, Rakka’dan Musul’a bir « Sünnistan » kurarak değil ama Erbil ve Kerkük’ü Akdeniz’e bağlayan toprak parçasında bir « Kürdistan » yaratarak Irak ve Suriye’yi yıkmak söz konusu olacaktır.

Thierry Meyssan
Çeviri 
Osman Soysal

Kaynak 
El-Vatan (Suriye)

| Şam (Suriye)
[1] « Batılının », « Doğulunun » değil ama « Sovyetiğin » karşıtı olduğu ölçüde bu deyimin yanlış seçildiği düşünebilir. Ancak aynı zamanda hem Avrupalıları, Kuzey Amerikalıları ve İsrailleri de tanımlayabilecek başka sözcük bulamadım.

KUZEY IRAK'TA REFERANDUMA DOĞRU: ENİS NAKKAŞ ile Referandum Üzerine




Hasan Sivri: Bugün sanki bütün dünya referandum karşıtı bir karar alarak aynı safta yer aldı. Daha önceleri Kürdistan bağımsızlığına desteğini açıklayan devletler de karşıt bir yerde duruyor. Sizce bunun sebebi nedir?


Enis Nakkaş: Daha önce bazı devletlerin teşvik edici ve cesaretlendirici hamlelerine rağmen referandum karşıtı uluslararası uzlaşma sağlanmasının nedeni değişen bölgesel ve uluslararası denklemlerdir. Rusların bölgeye girişinden ve İran'ın Irak ve Suriye'deki varlığının gelişiminden önce oyunda tahakkümleri vardı. Ayrıca Türkiye de Batıya ve NATO'ya şimdikinden daha yakındı. Bugün bazıları referanduma tamamen karşı çıkmıyor, erteleme istiyor, ABD gibi. Diğerleri ise tehlikeler konusunda uyarıyor ama destek veren bir tek İsrail var. Çünkü İsrail bölünme ve iç savaşlar dışındaki sonuçlarla ilgilenmiyor.

- ABD neden referandumun ertelenmesini istedi? Hedefinde ne var? Bunun Suriye'de yaşanan gelişmelerle bir ilgisi var mı? Amerikalılar Ruslarla rekabetin sonucunu mu bekliyor?

- ABD yukarıda söylediğim sebepten dolayı reddediyor. Irak ve Suriye'deki oyunun tamamını kontrol edemiyor. Sürekli değişim gösteren Türk pozisyonuna da güvenmiyor. Dolayısıyla taktiksel olarak bu referandumda bir çıkar göremiyor. Aynı zamanda Bağdat hükümetini tamamen İran korumasına ve desteğine terk edip kaybetmek istemiyor.

- Bağdat Kerkük'e askeri güç gönderdi. Haşd Şabi de bazı noktalarda konuşlandı. Aynı zamanda Peşmergeler de konum aldı. Kerkük'te çatışma veya savaş mı göreceğiz?

- Kerkük, referandumda ısrar edilirse kaçınılmaz olarak çatışma noktası olacak. Sebebi de Kürt bölgesine dahil olmaması ve demografik çeşitliliği. Dolayısıyla sürtüşme, her bir grubun kendisine bağlı demografik topluluğu koruma başlığı altında kendine yer bulacak. Kerkük'teki çatışmanın sonucu, Irak'taki güç dengelerini belirleyecek. Kerkük'te kazanan, sonraki oyunlarda yüksek söze sahip olacak.

- Türkiye ve İran'ın Kürdistan bölgesel yönetimi ile büyük ekonomik ilişkileri var. ‘'Ulusal Güvenlik'' sebebi ile referandum karşıtı bir pozisyondalar. İki ülkenin de sert açıklamaları var. Ne görebiliriz?

- İran ve Kürt bölgesi arasındaki ekonomik ilişkiler, Türkiye ile Kürt bölgesindeki ekonomik ilişkiler gibi stratejik ve sadece bir tarafın değil her tarafın çıkarınadır. Irak petrolü Türkiye'ye Kürdistan üzerinden akıyor. Kürdistan petrolü de Türkiye'ye akıyor. Türkiye'nin sınırı kapatması durumunda ne Irak ne de Kürdistan petrolünü gönderebilecek. İran'ın Kürt bölgesi ile ilişkilerindeki ekonomik çıkar daha az ama güvenlik açısından baktığımızda daha fazla çıkarı olduğunu görürüz. Bağımsızlık durumunda iki devlet de sınırlarını kapatma ve daha sonra cezalandırıcı önlemleri alma kararı aldı. Soru şu: Kürdistan bölgesi bu icraatlara nasıl meydan okuyacak?

- Türkiye askeri birliklerini Suriye sınırına kaydırmaya devam ediyor. İdlip, Afrin ve bazı sınır noktalarına yakın Türk kentlerinde askeri birlikler sınırda hazır bekliyor. Astana'dan sonra Türkistan İslam Partisi ve Nusra yeni bir saldırı başlattı. Astana'da anlaşılmamış gibi bir durum söz konusu.

- Türkiye Kürtleri uyarıyor ve Kürt bölgesi sınırında hareketlenecek. Türkiye Irak'taki güçlerini de Kerkük için hareketlendirebilir. Türkistan İslam partisi ve Nusra'nın Hama kırsalındaki saldırısı, Erdoğan'ın Putin'in Perşembe günü gerçekleştireceği ziyarette mutlaka açıklamak zorunda olacağı bir konu. İdlip'teki bu yeni saldırı Astana'daki uzlaşılar dışında gelişti. Özellikle de Rus polisi ile çatışıldı. Görünüşe göre Amerikan istihbaratı, görüşme öncesinde Rusya ile Türkiye'nin arasını açmak hedefiyle sızmalar gerçekleştirdi.

- Suriye Ordusu Deyr El-Zor kentinde ilerliyor. Amerika'nın kırmızıçizgileri aşıldı. ABD ayrıca Tanf'tan da çekildi. Rusya-ABD arasındaki çekişmede neler göreceğiz?

- Ruslar, Suriye'de Amerikan varlığının hoş karşılanmadığını duyurmaya başladı. Bunu Lavrov'dan duyduk. Amerikalıları sersemletecek olan Rusların uçuşa yasak bölge ilan etme ihtimali görünürde. Aslında Deyr El-Zor'da buna benzer bir durum yaşandı ve Rusya ilerleme sağlayan Suriye birliklerini ve destekleyici güçleri korumak ve Amerikan müdahalesini engellemek amacıyla 300 askerden oluşan birliğini Deyr El-Zor'a gönderdi. Buna benzer bir durum Suriye Demokratik Güçleri ile de yaşanabilir.

- Suriye Demokratik Güçleri ve Kürtler, Kürt bölgesinden uzak sahalarda, Suriye içlerinde ABD ile hareket ediyorlar. En son Buseyna Şaban'ın ilk defa bu kadar yüksek perdeden SDF'yi uyardığını gördük. İlişkiler ne yönde etkilenecek?

- Kürtler, Amerika'nın Rusya destekli Suriye Ordusunun önünden çekilmeye başladığını gördüklerinde aynı zamanda Amerikan himayesinin de yok olacağını görecekler. Ruslar bu sırada Kürtleri, siyasi uzlaşı sürecinde Amerikan kanatları yerine kendi yanlarına çekmek için manevralar yapacaktır. Dolayısıyla Ruslar bu süreçte Deyr El-Zor, Irak ve Ürdün sınırlarındaki savaş bitene kadar Kürtlere baskı uygulansın istemiyor.


www.medyasafak.net
23.09.2017

KUZEY IRAK'TA REFERANDUMA DOĞRU: Kürdistan İçin İki Senaryo, Barzani İçin İki Muhtemel Gelecek



25 Eylül’de yapılacak bağımsızlık referandumu konusunda Kürdistan Bölgesi için iki senaryo ve referandum kararını alan KDP Lideri Mesud Barzani için ise bu senaryolara bağlı olarak iki gelecek öngörülebilir.

KDP’yi tek taraflı bir şekilde referandum kararı almaya teşvik eden olumlu senaryo, ‘Irak Kürdistan Bölgesi’ne ilk bağımsız Kürt devleti; Barzani’ye ise kurucu lider, ya da ‘atakürt’ konumu kazandırabilir.

Kürdistan Bölgesi’ndeki muhalif siyasi partilerin, Bağdat’ın, Ankara’nın, Tahran’ın, Washington’un ve BM’nin itirazları çerçevesinde çizilen olumsuz senaryo ise Kürdistan Bölgesi’nin parçalanmasına, Barzani’nin ise Saddam’ın akıbetine uğramasına sebep olabilir.

Kürdistan ile ilgili olumlu senaryo

Bu senaryo, ‘uygun şartlarda ve uygun zamanda yaratılan fiili durumlar, hukuksal kazanımlara ulaşmanın en kestirme yoludur’ şeklindeki bir anlayışa dayanıyor ve Irak, bu anlayışın zengin örnekleriyle dolu.  

Bu senaryoya göre Kürdistan Bölgesi’nin ‘tartışmalı bölgeleri’ de içerecek şekilde bağımsızlık ilan etmesi için uygun şartlar şunlar:

1- 2014’teki IŞİD işgalleri sebebiyle başta Kerkük olmak üzere Irak ordusunun çekildiği ‘tartışmalı bölgeler’, peşmerge güçleri tarafından kontrol altına alındı. Barzani de bu durumu “anayasanın 140. Maddesi kendiliğinden uygulanmış oldu” ifadesiyle açıkladı.

2- Erbil, IŞİD’e karşı savaşın yarattığı olağanüstü durum gerekçesiyle uluslararası düzeyde Bağdat’tan bağımsız bir otorite olarak muhatap alındı. Örneğin Türkiye, Bağdat’ın itirazlarına rağmen peşmerge güçlerine eğitim gerekçesiyle Başika’ya asker gönderdi; yani Bağdat’ı değil, Erbil’i muhatap aldı. Öte yandan ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon, Bağdat’ı sadece bilgilendirmekle yetinerek Kürdistan Bölgesi’ne bağımsız bir ülke gibi silah yardımı yaptı.

3- Peşmerge güçleri, IŞİD’e karşı savaşta ‘tartışmalı bölgeler’ içinde yer almayan bazı yerleri de kontrol altına alarak merkezi hükümetle sınır pazarlığı konusunda ciddi bir avantaj kazandı.

4- Irak ordusunun Selahaddin, el-Enbar ve Neyneva illerinin merkezlerini ve büyük ilçelerini IŞİD’den kurtarması sebebiyle, Irak’ta IŞİD sonrası siyasi ve idari düzene odaklanılması kaçınılmaz gözüküyor.

IŞİD öncesinde de gündemde olan ve Türkiye ile Suudi Arabistan tarafından desteklenen Sünni federal bölge meselesinin IŞİD sonrası dönemde de gündeme gelmesi; Irak’ın bölünmesini yani Kürdistan’ın bağımsızlığını hızlandıran avantaj olarak ortaya çıkıyor. Örneğin Türkiye, 2011’den beri Sünnilerle Kürtleri, Irak merkezi hükümetine karşı bir kart olarak değerlendiriyor. Sünnileri federal bölge kurmaya teşvik ederken Kürdistan Bölgesi’yle de bağımsız bir devlet gibi ilişki kuruyor. Buna karşın toprak bütünlüğünü savunan merkezi hükümetle çatışma yaşarken, Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak için kullanacağı en önemli gücü olan Haşd Şabi’yi terör örgütü olarak niteliyor.[1]

5- Suudi Arabistan ve İsrail, Kürdistan’ın bağımsızlığını destekliyor. Referanduma karşı çıkan Amerika ise bağımsızlığa değil, IŞİD’le savaşın sürdüğünü belirterek bunun zamanlamasına itiraz ediyor.[2]

6- Türkiye ise zahiren Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkıyor gözükse de Kürdistan Bölgesi’ni bağımsızlığa taşıyan en önemli komşu olarak görülüyor. Çünkü Ankara’nın Erbil’le Bağdat’ı bypass ederek kurduğu ilişki biçimi, hem Erbil’le Bağdat arasındaki karşılıklı bağımlılığı zayıflatmış hem de Kürdistan Bölgesine ekonomik bağımsızlık kazandırmıştı.

7- Irak’ın bölünmesine hem söylem hem de eylem düzeyinde karşı çıkan tek ülke olan İran ise Irak üzerinde büyük bir nüfuza sahip olmakla birlikte diğer uluslararası güçlerin tutumu dikkate alındığında bağımsızlık konusunda Kürdistan’dan daha yalnız bulunuyor.

‘Olumu senaryonun’ bu güçlü yanları dikkate alındığında referandumun zamanlamasını yanlış bulanlara “tam aksine referandum için en uygun zaman şimdi” diyen Mesud Barzani, son derece haklı gözüküyor.

Barzani’nin Şarku’l Avsat’a[3] verdiği mülakattan aktaracağımız şu ifadeleri, onun referandum meselesindeki kararlılığının bu olumlu senaryo ile yakından ilgili olduğunu gösteriyor.

“Bağımsız olmanız halinde İran, Türkiye ve Suriye Kürdistan’ı kuşatmayacak mı?” şeklindeki soruya cevaben: “Durum değişti, dünya değişti. Şu an 60’lı yıllarda değiliz, CENTO veya Sadabad Paktı yok. Evet biz zarar görürüz; ama eğer onlar böyle bir adım atarlarsa daha fazla zarar görürler.”

“Irak, sınırları kapatırsa?” sorusuna cevaben: “Onlar kendi evine, biz kendi evimize… Biz her şeyi hesapladık. Herkes kararında özgürdür. Bir kez daha söyleyeyim: Eğer onlar bize eziyet etmeye ya da bizi yok etmeye kalkarlarsa bunun bedelini ağır öderler.”

“Eğer Haşd Şabi Kerkük’ü almaya kalkarsa?” sorusuna cevaben: “Biz Bağdat’la müzakereye hazırız. Hatta referandumdan sonra bile sınırların belirlenmesi için görüşürüz. Ama Kerkük, Kürdistan kentidir… Eğer Kerkük’ü güç kullanarak geri almaya kalkarlarsa Kürdistan halkı, son ferdine kadar orayı savunacaktır.”

“İsrail, bağımsızlık referandumunu destekleyen tek ülke…” diye başlayan soruya cevaben: “Evet doğrudur. Ben Arap ülkelerine de teşekkür ederim. Arap ülkelerinin tutumu, şu an Avrupa ve Amerika’dan daha iyi.”

“Sünni Araplar, 2003’teki ABD işgalinden sonra size geldiler. Siz onlara özerk bölge kurmalarını tavsiye ettiniz mi?” sorusuna cevaben: “Birkaç defa geldiler, Sünniler, Saddam’ın devrilmesinden sonra şaşkınlık hali içindeydi. Onlara Irak değişti, bölge değişti, dünya değişti dedim… Evet onlara bunu tavsiye ettim; ama onlar Irak’ın bütünlüğünden yana olduklarını söylediler. Gerçek şu ki Sünniler bunun bedelini ödedi. Bakın Sünni bölgeleri nasıl tahrip oldu. IŞİD, onların kentlerini yok etti. Bu yanlış politikanın sonucudur. Ancak şu an geç değil, Sünniler de şu an federal bölge kurmak istiyor.”

“İran’ın Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki nüfuzuna” dair soruya cevaben: “İran’ın Irak hükümetini yönettiğini söyleyemem; ama şunu söyleyebilirim ki İran’ın Irak’taki nüfuzu çok fazladır. Bana göre ABD’nin nüfuzu İran’ınkinden çok daha azdır. Kürdistan Bölgesi’nde nüfuzları olmadığını söyleyemem. Ben İranlılara açıkça söyledim. Biz iyi komşuluk ilişkilerine sahip olmak istiyoruz.”

Olumsuz senaryo

Kürdistan’ın bağımsızlığı ile ilgili olumsuz senaryo şu iki temel argümana dayanıyor.

1- KDP ve Kürdistan İslami Birliği dışındaki diğer Kürt partileri, referandumun başkanlık süresi dolmuş olan Barzani’nin kişisel kararı olduğunu düşünüyor. Zamanlamasını, şeklini ve yöntemini yanlış buluyor. Bu sebeple referanduma karşı olan bölgesel ve uluslararası güçlerin tepkilerini söylemden eyleme geçirmesi halinde Barzani, Kürdistan Bölgesi içinde de yalnız ve korunaksız bulunuyor.

2- Referanduma sadece söylem düzeyinde karşı çıkan ya da zamanlamasını yanlış bulan uluslararası veya bölgesel güçlerin “yapmasanız iyi olur” şeklindeki düşük profilli tepkileri, bağımsızlığa örtülü bir onay olarak görülüyor ve bu güçlerin 25 Eylül sonrası ortaya çıkacak olan fiili durumu zaman içinde kabulleneceği varsayılıyor. Ancak bunun 1990’da Saddam’a da kurulan tuzağın bir benzeri olabileceği göz ardı ediliyor.

Tek adamlar tuzağa kolay düşer

Halbuki 1990’da Kuveyt’i Basra vilayetinin bir parçası olarak niteleyerek işgal edebileceğinin sinyalini veren Saddam Hüseyin’e verilen mesajların niteliği ile şu an bağımsızlık konusunda Barzani’ye verilen mesajların niteliği ve konjonktür benzerliği oldukça dikkat çekici.

Konjonktür açısından birinci benzerlik her iki kararın da ‘ulusal’ karar değil, ‘tek adam’ kararı olması. Referandum kararı, “başkanlık süresi dolmuş ve hükümet ile meclisi işlevsiz bırakmış” olan Barzani’nin kararı.  

El-Hayat gazetesi genel yayın Yönetmeni Gassan Şerbel’e mülakat veren dönemin Irak Genelkurmay Başkanı Nizar el-Hazreci’nin Kuveyt’in işgal edildiğini ertesi gün öğlen saatlerinde kendisini ofisine çağıran Saddam’dan öğrendiğini ve harekattan dönemin Savunma Bakanı General Abdulcebbar Şenşel’in dahi habersiz olduğunu söylemesinden anlaşılıyor ki Kuveyt’in işgal edilmesi hem karar hem de uygulama yönüyle tamamen Saddam’a aitti.[4]

Saddam’ı genelkurmay başkanına ve savunma bakanına bile haber vermeden Kuveyt’i işgale cesaretlendiren ise dönemin ABD’nin Bağdat Büyükelçisi April Glaspie’nin ‘örtülü onayı’ydı.

Kuveyt’in işgalinden 8 gün önce yapılan görüşmede ABD Büyükelçisi Glaspie, Saddam’a “Başkan (baba) Bush’un doğrudan talimatıyla görevlendirildiğini” söylemiş; “Saddam’ın petrol fiyatlarının artması istemesini ve bu çerçevede Kuveyt’le yaşadığı gerginliği ve Irak’ı kalkındırmak için daha fazla gelire ihtiyaç duymasını anlaşılır bulduklarını” ifade etmiş ve “dostça” vurgusu ile Kuveyt sınırına askeri yığınak yapmasının sebebini sormuştu.

Saddam da İran’la savaşının da sebebi olan Şattu’l-Arab’ın kendisi açısından taşıdığı stratejik önemi anlattıktan sonra imalı bir şekilde Kuveyt’i işgal etmeleri halinde ABD’nin buna ne tepki göstereceğini sormuştu.

Glaspie’nin “Bizim Araplar arasındaki çatışmalar ve sizin Kuveyt’le yaşadığınız tartışma konusunda herhangi bir görüşümüz yok. Dışişleri Bakanı James Baker, bana 1960’ta Irak’la yapılan anlaşmayı vurgulamam yönünde talimat verdi. Kuveyt meselesi Amerika’yı ilgilendirmiyor”[5] şeklindeki cevabı Saddam’ın yüzünde güller açılması ve Kuveyt’i işgal etmesi için yeterli oldu.

Saddam, Kuveyt işgalinin Irak’ın başına bela açacağını, işgale son verip çekilmek gerektiğini öğütleyen General Nizar Hazreci’yi “savaşmak istemiyorsan açıkça söyle” diye azarlayarak görevden aldı.

İran’la 8 yıllık savaş savaş sırasında Irak’a her türlü askeri desteği veren Amerika, Saddam’ın elinden “Kuveyt vilayetini” almakla kalmadı, 36 paralelin kuzeyinde uçuşa yasak bölge kurarak bugünkü Kürdistan Bölgesi’nin temelini attı.

Eğer olumlu senaryoda bahsedildiği üzere referanduma karşı olan tarafların karşıtlığı sadece söylemden ibaretse Barzani ‘Atakürt’ sıfatıyla 26 Eylül’de ilk bağımsız Kürt devletinin kuruluşunu kutlayabilir.

Ancak eğer bu düşük profilli karşıtlık tıpkı 1990’daki gibi bir tuzaksa, değil ‘Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin’ Kürdistan’a ilhakı, Erbil ve Süleymaniye’nin bütünlüğü bile riske girebilir.

ABD Başkanının Özel Temsilcisi Brett Mcgurk ve uluslararası koalisyon temsilcilerinin referandumu erteleme ve Bağdat’la diyalog çağrısını reddederek referandumdan geri adım atmayan Barzani, ya olumlu senaryodan çok emin; ya da kendini olumsuz senaryo ile başa çıkabilecek güçte görüyor.

Olumsuz senaryonun hem Kürdistan Bölgesi hem de Irak için yıkıcı sonuçları son derece açık. Olumlu senaryo sonrasında ise okşanan ulusal gurur kazanımını saymazsak Kürdistan’ın resmi olarak tanınmak için kimlere, ne kadar süreyle ve hangi tavizleri vermek zorunda kalacağının belirsizliği söz konusu.

Alptekin DURSUNOĞLU

Yakın Doğu Haber
17.09.2017


[1] El Cezire Türkçe. 29 Nisan 2017. Erdoğan: Obama bizi aldattı http://www.aljazeera.com.tr/haber/erdogan-obama-bizi-aldatti

[2] YDH. 15 Eylül 2017. Barzani: Referandum yapılacak
http://ydh.com.tr/HD15428_barzani--referandum-yapilacak.html

[3] Şarku’l Avsat. 30 Ağustos 2017. بارزاني: ما ارتكبه المالكي ضد الإقليم يفوق أنفال صدام ولم نسمع احتجاجاً https://aawsat.com/home/article/1011886/8B

[4] Gassan Şerbel, Saddam döneminin 4 üst düzey yetkilisiyle yaptığı mülakatları “Irak, Savaştan Savaşa; Buradan Saddam Geçti” adı altında kitaplaştırdı.

[5] Global Research, 5 Mart 2012. Gulf War Documents: Meeting between Saddam Hussein and US Ambassador to Iraq April Glaspie
https://www.globalresearch.ca/gulf-war-documents-meeting-between-saddam-hussein-and-ambassador-to-iraq-april-glaspie/31145