Mehmet Ali Güller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Ali Güller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2014 Cuma

MEHMET ALİ GÜLLER/ Bender’in yerine Fidan

Suudi Arabistan İstihbarat Servisi Şefi Bender bin Sultan istifa etti, daha doğrusu istifa ettirildi. Suudi Arabistan’ın 22 yıl boyunca Washington Büyükelçiliğini yaptıktan sonra Suriye saldırısının koordiatörü olarak bu göreve 2012 yılında getirilen Bender bin Sultan’ın gidişi, yeni bir sürecin de başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
 
Bu istifayı üç olguyla birlikte okumalıyız:
 
1) Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz, birinci veliaht prensi yaşlı olduğu için ikinci bir veliaht prens seçti. Mukrim’in seçimi kral ailesi içinde oybirliği ile değil, oyçokluğu ile gerçekleşti.
 
2) Riyad, Nusra Cephesi ve IŞİD’i terör örgütü listesine aldı.
 
3) Suriyeli “ılımlı” muhalifler ABD yapımı uçaksavar tanklara kavuştu. Bender bin Sultan’ın “radikallerle” Esad’ı devirmeye çalışma aşaması, şimdilik, kapandı.
 
MİT Kanunu’nun iki anlamı
AKP’nin yeni bir MİT Kanunu’na tam da bu süreçte ihtiyaç duyması önemlidir. Zira yeni MİT Kanunu’nun ruhu, birbiriyle ilgili, iki maddeye dayanmaktadır:
 
1) Bu kanunla, MİT’e dış operasyon görevi verilmektedir. Yani MİT’in bugüne kadar yaptığı ama son aylarda deşifre edilen Suriye operasyonlarına yasal kılıf hazırlanmaktadır.
 
2) Bu kanunla, MİT’e PKK’yle müzakere görevi verilmektedir. Yani MİT’in Emre Taner’den beri PKK’yle yaptığı ve Hakan Fidan’la müzakere aşamasına ilerletilen görüşmelerine, yasallık sağlanmaya çalışılmaktadır.
 
Nitekim bu yasallık talebi aynı zamanda ve daha çok Abdullah Öcalan’ın talebidir.
 
PKK’den MİT’e teşekkür
Bu nedenle olsa gerek, yeni MİT Kanunu’nun TBMM’de görüşülmesi sırasında BDP Milletvekili Sırrı Sakık, Hakan Fidan’a ve MİT’e teşekkür etti.
 
Böylece Öcalan’ın 7 Şubat operasyonundan itibaren Hakan Fidan’a kalkan olması, BDP’nin müteşekkirliğiyle tamamlanmış oldu!
 
Darısı PKK’ye HDP üzerinden kuyruk olan sahte solun başına!
 
Bu teşekkür iki anlama gelmektedir:
 
1) BDP için Türkiye’nin MİT Kanunu’yla bir istihbarat devletine dönüşmesinin önemi yoktur; nasılsa bu süreç Türkiye’yi adım adım bölecektir!
 
2) PKK ve MİT nesnel olarak Suriye’de aynı cephededir. MİT’in Suriye merkezli dış operasyon görevi, PKK’nin ayrılıkçı Rojava hamlesini ileride kuvvetlendirecektir!
 
AKP yeniden hizada
İşte Bender bin Sultan’ın istifa ettirilmesi tam bu noktada önem kazanmaktadır. ABD’nin Suriye’ye yapacağı yeni saldırı hamlesinin merkezinde Riyad değil Ankara, Bender bin Sultan değil Hakan Fidan olacaktır.
 
Zira daha önce de önemle vurguladığımız gibi Suriye konusunda Washington ile Ankara arasında hedef farkı yoktur. Sadece Ankara, ABD’nin El Kaide’li Suriye planından PKK-PYD’li Suriye planına geçmekte zorlanmıştır.
 
Francis Ricciardone’nin AKP Genel Merkezi’ni ziyaret edip uyuma işaret etmesi, ABD’nin üçüncü adamı olan Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in Ankara ziyareti, ABD’nin Cemaat üzerinden yürüttüğü “AKP’yi hizaya sokma” operasyonunun başarılı olduğunu gösteriyor.
 
Stratejik üstünlük Doğu’da
CIA, artık MİT ve PKK’yi Suriye’de birleştirmiştir ve özel operasyonlarla Suriye’ye yeniden yüklenecektir.
 
Ancak Bender bin Sultan’ın yapamadığını Hakan Fidan da yapamayacaktır.
 
Zira inisiyatif Batı’da değil, bölgede ve Asya’dadır. Stratejik üstünlük Beşar Esad ve Vladimir Putin’dedir; Barack Obama ve Tayyip Erdoğan’ın taktik hamleleri, sonucu değiştiremeyecektir!
 
AYDINLIK; 18.04.2014

17 Mart 2014 Pazartesi

MEHMET ALİ GÜLLER/ PKK AKP’siz döneme hazırlanıyor

Önce “ABD’nin Kürdistan planı askıda” dedik. Toplamda geri çekilen, Ortadoğu’da yenilen, Suriye’de Kürt Koridoru oluşturamayan Washington’un, planını askıya almaya mecbur kaldığını yazdık.
 
Peki, bu durumda ABD’nin en önemli kartı olan PKK neden özerklik kışkırtmaları yapıyordu? Onu da bir sonraki “ABD’nin ‘Küçük Amerika rejimini’ kurtarma planı” başlıklı yazımızda inceledik. ABD’nin çift koldan kışkırtmalar yaparak kaos çıkarmaya çalıştığını, kaosa çareyi de Amerikancı bir darbe olarak sunacağını yazdık. Ama önemle belittik: Washington bu kez beceremeyecek!
 
Dün de devamı olarak ABD’nin enstrümanları arasındaki çarpışmanın PKK’ye nasıl yansıdığını inceledik. Kronolojik olarak PKK liderliğinin saptamaları şöyleydi: Öcalan’a göre Kürt Açılımı’na karşı olan Cemaat darbe yaptı, AKP desteklenmeli. Cemil Bayık’a göre Kürt karşıtlığında AKP ve Cemaat ortak. Duran Kalkan’a göre Kürt darbesini yapan aslında AKP’dir.
 
Bu bir süredir izleri görülen İmralı ile Kandil arasındaki çatlağın en somut göstergesiydi. O nedenle Gladyo içi çarpışma olan AKP-Cemaat çatışmasının PKK’yi de bu anlamda böldüğüne işaret ettik.
 
PKK AKP’siz döneme hazırlanıyor
 
Kuşkusuz bu saptama farkının bölünme dışında başka anlamları da var:
1) PKK, üç ayda Öcalan’ın AKP’ye destek çizgisinden, Kalkan’ın işaret ettiği AKP’siz dönem çizgisine geldi.
2) PKK, AKP’nin uğradığı siyasi erozyonu dikkate alarak, kazandığı mevzileri tahkim etmeye çalışıyor.
3) AKP’ye destek veren PKK, artık AKP’nin iktidar olamayacağı bir yeni Türkiye’ye göre hazırlanıyor, ona göre strateji belirliyor, yeni ittifaklar arıyor.
4) PKK, ABD’nin kaos planında baş aktör olmaya hazırlanıyor.
Peki, bu durum İmralı’daki Öcalan’ı nasıl etkileyecek, PKK AKP döneminde kazandığı mevzileri koruyabilecek mi? Yazıyı bitirirken yanıtlayacağız ama önce KCK’nin dün ilan ettiği deklarasyona bakalım.
 
PKK’nin stratejik hedefi: Kürt-Alevi ittifakı
 
Aydınlık da yazdı ama daha geniş ele aldığı ve manşetten verdiği için Özgür Gündem’den bakalım: “KCK Yürütme Konseyi, tarihi bir deklarasyon yayınladı. AKP muhatap olmaktan çıktı.”
 
Tam da dün işaret ettiğimiz eğilimi, yani AKP’ye destekten AKP karşıtlığına konumlanışı yansıtan bir deklarasyon.
 
Özgür Gündem spottan şöyle özetlemiş deklarasyonu: “‘Hükümet işlevini yitirdi ve muhatap olmaktan çıktı’ diyen KCK, demokrasi güçlerine kurucu bir irade olarak inisiyatif alma çağrısı yaptı. KCK, iç ve dış güçlerin CHP ve Fethullahçılarla yeni bir iktidar kurarak demokratik devrimci güçleri etkisiz kılmayı da hedeflediğini açıkladı.”
 
KCK bu nedenle demokrasi güçlerinin ittifak kurmasını istiyor ama kim o demokrasi güçleri? HDP’nin içine dâhil ettikleri etkisiz birkaç parti mi?
 
KCK’nin deklarasyonu içerisinde yer alan önerilerine bakılırsa onu aşan bir ittifak arayışı bu: “Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere tüm toplulukların kendini yöneteceğini kamuoyuna deklare etmek.”
 
Yani PKK bir Kürt-Alevi ittifakına dayanmayı ve özerklik ilan etmeyi yeni dönemin en temel stratejik hedefi olarak önüne koymuş oluyor!
 
Silivri odaklı yeni Türkiye
 
Kuşkusuz bu hedefin, ABD’nin tek belirleyen olamadığı, Washington’un iktidar seçeneği üretemediği, AKP’nin yönetemediği bir Türkiye’de gerçekleşmesi mümkün görünmüyor!
Zira Duran Kalkan’ın da saptamak durumunda kaldığı gibi Silivri’den tahliye olan isimlerin odak olduğu bir yeni Türkiye var artık.
 
Ve o Türkiye’de PKK’nin ayrılıkçılığına hükümet katından verilen destekler kesilecek, Hakan Fidan’ın çalışma arkadaşı olarak PKK içindeki otoritesini adım adım erozyona uğratan Öcalan’ın ABD adına girişimlerde bulunmasına izin verilmeyecek, ABD’nin kaos planına geçit verilmeyecek, Türk-Kürt kardeşliği gerçek anlamda yaşatılacak ve Kürtler yeniden Türkiye’nin birliğine kazandırılacaktır!
 
AYDINLIK; 17.03.2014